Genel olarak sözlü geleneğe dayalı olan Kırgız edebiyatı, 1920’li yıllarda Kırgızistan’ın SSCB’ne dâhil olmasıyla yazılı türe de geçmeye başlamış ve hepsi birbirinden değerli onlarca şair ve yazar yetiştirerek, Sovyet ve dünya edebiyat meydanına çıkma başarısı göstermiştir. Kırgız edebiyatının 20. yüzyıldaki en büyük temsilcisi, hepimizin bildiği üzere Cengiz Aytmatov’dur. Aytmatov da dâhil olmak üzere, Kırgız edebiyatının temsilcilerinin genel bir özelliği vardır. Çoğu farklı bir meslekte olmasına rağmen şair ve yazar kimliğiyle bilinmektedir. Cengiz Aytmatov’un, veteriner fakültesinden mezun olduğunu çoğu insan bilmiyor olsa gerek. Ekonomist, mühendis, eğitimci, siyasetçi vb. kimlikleri arka planda kalan çok sayıda edebiyatçı; kaleme aldıkları eserleriyle Kırgız kültürüne katkıda bulunmuşlar, bulunmaya da devam ediyorlar. Bunun yanı sıra, bazı şair ve yazarlar ise bilim adamlığı ve araştırmacılıklarıyla ön plana çıkmaktadırlar. Bu yazıda, 20 Ocak 2026 tarihinde vefat eden, Kırgız edebiyatının ünlü  şairi, yazarı ve edebiyat araştırmacısı Omor Sooronov hakkında bilgi vermeye çalışacağım. 

Omor Sooronov, 28 Şubat 1940’ta, Bazar-Korgon ilçesine bağlı Gölögön köyünde doğdu. 1967’de Kırgızistan Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesinden mezun oldu ve Celal-Abad’daki A. S. Puşkin Pedagoji Kolejinde öğretmen olarak göreve başladı. Edebiyat alanındaki çalışmalarına ise 1969’da, Kırgızistan Cumhuriyeti Bilimler Akademisi Dil ve Edebiyat Enstitüsünün “Manas” bölümünde başladı. Daha sonra genç, kıdemli ve baş araştırmacı olarak görev yaptı. Bunun yanında Sovyet Edebiyatı Bölümü ve El Yazmaları Bölümünde de görev aldı. 1979-1981 yılları arasında Kırgızistan Yayınevinin editörlük bölüm başkanlığını yaptı. 1992-1995 yılları arasında Eşenalı Arabayev Kırgız Devlet Pedagoji Üniversitesinde ders verdi ve hayatının son günlerine kadar bilimsel çalışmalarına devam etti. Omor Sooronov, Kırgızistan Cumhuriyeti onursal kültür çalışanı, bilim ve teknoloji alanında Devlet Ödülü’nün yanı sıra, üçüncü derece Manas Nişanı sahibi, Cusup Balasagın Kırgızistan Devlet Üniversitesinin fahri profesörlüğü, Manas Ulusal Akademisinin “Altın Tündük” rozeti sahibidir. Ayrıca Kırgızistan Cumhuriyeti Yazarlar Birliği üyesidir.

Omor Sooronov’un sanat hayatı şiirle başladı. Şiirleri, 1957’den itibaren yayımlanmaya başlamış olup toplamda sekiz şiir kitabı vardır ve ilk şiir kitabı “Toolorumdun Zıynatı” (Dağlarımın Ziyneti) ismiyle, 1971’de yayımlanmıştır. 

Omor Sooronov, edebiyat çalışmaları ve eleştirmenliğiyle de tanınmaktadır. Sovyet öncesi ve 1940’lı yıllara kadarki Kırgız edebiyat tarihini ve eserlerini incelemiştir. Arapça ve Latin alfabeleriyle yazılmış metinleri, Kiril alfabesiyle Kırgız diline çevirmiş ve bilim dünyasına kazandırmıştır. Bunlar arasında Moldo Niyaz’ın “Mecmu at-tavarih” ve “Sanat-ı digarast”; Moldo Kılıç’ın “Kazaldar” (Gazeller); Belek Soltonoyev’in “Kırgız Tarihi”; Kasım Tınıstanov’un “Kapastan çıkkan ırlar” (Kafesten çıkan şiirler); Ziyabin Maksım’ın (Magzuni) “Fargana Hanlarının Tarihi”; Moldo Bagış’ın “Abak depter” (Hapishane Defteri); Moldo Aşir’in “Azireti eşen piribiz” (Hazreti Eşen (hoca) Pirimiz); Togolok Moldo’nun “Manas”, “Semetey”, “Seytek”; Abdiraim Şamatov’un “Abaktagı arman” (Hapisteki Dert); Manasçı Tınıbek ve oğlu Aktan vb. yer almaktadır. Ayrıca 400’den fazla makalesi yayımlanmıştır. 

Eski el yazması eserler konusunda sorunuz varsa, Kırgızistan’da ilk akla gelen ve başvurulacak olan kişi, Omor Sooronov’dur dersek yanılmış olmayız. Onu ararsanız çoğu zaman kitapların, dergilerin, gazetelerin ve el yazması eserlerin kopyası ya da orjinalleriyle dolu Kırgız Millî İlimler Akademisindeki odasında bulursunuz. Sizinle uzun uzun konuşacak kadar vakti yoktur, zaten kendi de konuşkan biri değil gibidir. İşin gerçeği, odasındaki o kalabalık hâli görünce, siz de onun vaktini çok almak istemezsiniz. Çünkü onun, geçmişte kalan edebî mirasların örneklerini günümüze değil, geleceğe aktarma gibi bir misyonu vardır. Ziyaretiniz mümkün olduğu kadar kısa sürmeli ki işini yapabilsin. 

Bilim adamı ve araştırmacıların kendilerine has dünyaları vardır. Onlar günlük hayatlarını devam ettirirken, akıllarının bir köşesinde araştırmakta oldukları konular bulunur. Onun için çok konuşmak, sağda solda çok vakit geçirmek yerine, ilk fırsatta kendilerini çalışma odalarında ve çalışma masalarında bulurlar. Zaten öyle de yapmaları gerekir. Çünkü zaman hızla ilerlemekte, geçmişin mirası olan paha biçilmez eserlerin tozlu raflardan kurtularak, gelecek nesillerin kolayca ulaşacağı ve anlayacağı şekilde modern hâle dönüştürülmeleri gerekmektedir. 

Bilim adamı ve araştırmacıların, günlük hayata çok karışmama ve kendilerini soyutlama özellikleri Omor Sooronov’da pek görülmez. Doğrudur, çok konuşmayı sevmez ama bu özelliklerin yerine şiir dizelerini koymuştur. O, edebiyat araştırmacısı kimliğinin yanı sıra, aynı zamanda bir şair olup Kırgız edebiyatında, Omor Sultanov’dan sonraki ikinci Omor’dur. 

Omor Sultanov’u 2013’lerde, çok geç bir vakitte tanımıştım. Omor Sooronov’u ise ta 1997’lerde tanıdım. Araştırmacı kimliği olunca, bazen çalıştığım gazeteye gelip eserlerini verir ya da genel müdürümüz Murza Gaparov’la bir araya gelirdi. Bazen yolda karşılaşıp selam verdiğimiz olurdu. Onu ne zaman görseniz, koltuğunun altında, her zaman içi kâğıt dolu olan bir çanta olurdu. Şöyle bir baktığınız zaman çok konuşmadığını, dudağının ucunda ufak bir tebessüm ve soru dolu bakışlarının olduğunu fark ederdiniz. Soru dolu bakış, onun ilim adamlığından kaynaklanıyor olsa gerekti. Buna rağmen Kırgız edebiyatçılarının geneline has olan babacan tavır ve sıcak davranışla sizin gönlünüze hitap ederdi. 

Maalesef onunla uzun süreli bir araya gelip kendisine sorular sorma ve ilminden istifade etme fırsatım çok olmadı. Aklımda hep ak saçlı, kısa boylu, sessiz yapılı bir şair olarak kaldı. Aradan yıllar geçti. Türkiye’ye gittikten sonra Kırgız edebiyatından çeviriler yapmaya başlayınca, onun şiirlerini fazla okumamış olmama rağmen, aklımda kalan şair kimliğinden dolayı, şiirlerini de çevirmeye karar verdim. Kendisi ve şiirleri hakkında bilgileri ararken başka bir özelliğini keşfettim. O, Türkiye’de Kırgız ve eski Türk edebiyatıyla ilgili çalışmaların yer aldığı dergilerde birçok yazı ve araştırmalarına atıfta bulunulan biriydi. Onun bu özelliğini öğrenmeme rağmen, o zaman bile Omor Sultanov’u hâlâ tanımıyordum. 

Omor Sultanov’un ismiyle, Kırgız şairleri antolojisi hazırlama düşüncesi oluştuktan sonra tanışmıştım. Kısmet bu ya, Omor Sooronov’u daha önce tanımama rağmen, bir şiir kitabını hazırlamak Omor Sultanov’a nasip olacaktı. 2014 yılında gezmeye geldiğimde, başka bir edebiyat araştırmacısı Pamirbek Kazıbayev’le birlikte ziyaretine gidip kısa süreli bir sohbetimiz olmuştu. Ondan bir yıl sonra, 25 şairin şiirlerinden oluşan kitabı hazırladım ve Türkiye’de ilk defa Kırgız şairlerinin şiir antolojisi olarak 2015 yılında basıldı. O yılın Temmuz’unda Kırgızistan’a gidince, kitapta eserleri yer alan müelliflere takdim etmek üzere Yazarlar Birliği’nde bir buluşma tertip edilmişti. Kitabın şekle şemale bürünmesinde büyük katkısı olan yazar Aydarbek Sarmanbet ulaşabildiklerini zaten çağırmıştı. Daha önce tanıdığım şair ve yazarları bir fasıl da ben davet edeyim diyerek, sağa sola gideyim dedim. O maksatla şair Kerimbek Kadırakunov’la birlikte, Omor Sooronov’u davet etmek üzere İlimler Akademisine gittik. Odasına girince ak saçlı, yılların yorgun araştırmacısı ve şair Omor Sooronov bizi karşıladı. Ama yıllar önce gördüğüm siması pek değişmemişti. Kerimbek Ağabey meseleyi kısaca anlattı, şiir kitabından bahsettik. İlim adamlarına has sorgulayıcılığıyla, “Sen yanlış Omor Sultanov’un şiirlerini çevirmiş olup, yanlış kişiye gelmiş olmayasın.” diye şaşkınlığını belirtti. Ben, iki Omor’un da şiirlerini tercüme ettiğimi belirtince, “Hangi şiirimi çevirdin, çevirinin kalitesi nasıl, daha kimleri çevirdin?” şeklinde sorular sordu.

Gerçeği söylemek gerekirse, sorular karşısında hem sevindim, hem de korktum. Sevindim çünkü bu tip sorular, benim işimi daha titizlikle yapmama vesile olacaktı. Korktum çünkü yaptığım çevirilerde, ola ki hata çıkar da şair ya da yazarın anlatmak istediğini yanlış vermiş olursam düşüncesi vardı. Onun da katılımıyla Yazarlar Birliği’nde bir araya geldik. İki Omor’un arasına oturarak kitapları takdim ettim. Daha sonra kitap, son yıllardaki çeviriler ve Kırgız edebiyatının günümüzdeki durumu hakkında, şair ve yazarların duygu ve düşüncelerini dinledik. Çok şükür, o zamana kadar da günümüzde de çevirilerimde eserin tamamını etkileyecek şekilde olumsuz bir eleştiri duymuş değilim. O gün de şair Omor Sooronov ile edebiyat araştırmacısı Omor Sooronov’dan olumsuz bir söz duymadım. Kırgız edebiyatının iki zirvesi misali duran, iki babacan büyük temsilcisinin arasına oturmak herkese nasip olacak bir şey değildi. Bundan dolayı olumsuz eleştiri almış olsam bile memnun olacağım kesindi. Çünkü biliyorum ki ilim adamlarının eleştirisi, daima doğru yolu bulmaya yöneliktir. 

Omor Sooronov, 2O Ocak 2026 tarihinde, 86 yaşında vefat etmiş olup bir kısmı, 2019 yılında Bişkek’te Kırgızca ve Türkçe olarak yayımlanan ‘Cıldızdardı Aralap-Yıldızların Arasında’ isimli biyografik-hatırat kitabımdan alınmış olan bu çalışma, onun anısına ithaf edilmiştir. Bu vesileyle şair ve edebiyat araştırmacısı Omor Sooronov’a rahmet, tüm Kırgız halkına başsağlığı dilerim.