Ölmeden önce son kez geldim buraya.
Kardan ıslanmış soğuk bir mektup—
Buruşmuş kâğıdı yaşımı hatırlatır;
Öylece bakıp ağlıyor sanki bana.
Soğuktan titreyen, boyası dökülmüş bank…
Kalbim gibi vadesi dolmamış acısının.
Kırk yıl öncesi gibi kokar ortaklık,
Bir tek sevgilimin tatlı parfümü eksik—
Onu da ben, gözyaşımla tamamlarım.
Mektubunu açar, okurum hâlâ
Bir şey bulma umuduyla:
Bana geleceğimizi anlatırsın;
Oysa bilmezsin, bir mezarın bile olmayacağını.
Ben ise her okuduğumda
Seni bir daha göremeyeceğimi bilirim.
Ama yanlış anlama, beklerim seni
Taşsız mezarımın, isimsiz bankında.
Gözyaşım suyumuz olur;
Çiçeğimiz sen,
Bankımızsa tabutumuz.
Kırk sene oldu bugün—
Az kaldı. Geliyorum sevgilim.
*Bu şiirin altındaki hikâye, kırk yıl önce sevdiğini bir deniz kazasında kaybetmiş yaşlı bir adamın sessiz bekleyişidir. Sevdiğinin ne cesedi bulunmuştur ne de bir mezarı vardır. Adam için geriye kalan tek şey, elinde tuttuğu soğuk bir mektup ve onu son gördüğü banktır. Bank, zamanla onun için bir mezarın yerini alır; hem sevdiğinin hem de yıllar içinde yavaşça gömülen gençliğinin.“Tabutumuz olur” dizesi, hem kavuşulamayan bir aşkın bitişini hem de adamın her gün o bankta ölüme biraz daha yaklaşmasını anlatır.
