“Vazgeçmeyecek misin?” diyorlar bana,
“Hep canı tez şiirler yazmaktan…”
“Dilinde yok mu başka bahis;
Uzun geceden, kardan, sazaktan?”
Ne yapayım?
Büyük geliyor kelimeler kalbime.
Sığınmacısıyım aslında
Hâlimden yaka silken,
Asi/l şiirlerin,
Üstü başı yırtık,
Heybesiz, meteliksiz…
Bütün keyifleri,
Yalın bakışlı gözlerin
Kızıl sahillerine kaptırdık.
Ah, şu kahrolası hasret yosunu!
Her taşın bürümüş başını,
Gezdiğim tüm sokaklarda;
Düşüyorum hep bu yüzden
Yüreğimin üstüne üstüne.
Değeri yok derdin,
Gelip gidiyor varsa da
Elimine küsurat arası.
Edep yoksunu her köşe taşı,
Ego toksini her fikir başı!
Baktın mı hakikat büstüne?
Darbedilmiş ikbalsiz ellerce,
Benzinde görece yarası…
Yazılmamış bütün kurallar,
Fikirsizlerin keyfini sürdüğü
Sancısız gecelerin anayasası.
Hakikat ağdalı yükselen sesler,
Galat sahnesinde raks eden
Güdük ve sürtük düşüncelerin
Bekâret üstüne ağız dalaşı…
İnfilaka hazır mısın,
Ey etim, kemiğim?
Bir devrim ruhuyla,
Kalburüstü durulukla,
Şamatasız bir sonsuzluğa…
