Bir misafir edasıyla
İlişti dünyanın daracık ucuna.
Eteklerini topladı usulca
Mor fistanlı dağların.
Yorulmuştu;
Biraz soluklandı istasyonunda
Hercai çağların.
Dudakları kurumuştu;
Toprak testisinden su içti
Mavi yürekli çayların.
Sonra zengin mevsimlerin
Dört öğün sofrasına oturdu.
Yetmedi!
Havasını içine çekti,
Suyundan içti;
“Doğduğum değil,
Doyduğum yer” dediği
Adı gurbet diyarların…
Bitmedi!
Avuçlarını doldurdu altında
On parmağında on hüner dalların.
Dolaştı durdu sonra gölgesinde
Yeşil gözlü bahçelerin, bağların…
Derken!..
Aktı durdu zaman,
Hiç geçmez zannederken!
Bir de baktı;
Bir gün çalıvermiş kapısını hazan,
Beklediğinden çok erken.
Apar topar tanıştı kendi vedasıyla
Ve  hiç nazlanmadan çekti gitti;
Bir misafir edasıyla..