Yazmak çok eski bir eylem. İçgüdüsel olarak insan bir şekilde varlığını âleme duyurmak istiyor. Duyurmakla da yetinmiyor, kalıcı olmak peşine düşüyor. Bu noktada yazmak, bir var olma ve hep akıllarda kalma çabası. 

  Moğolistan’da yaşadığım altı yıl boyunca coğrafyanın birçok yerini ziyaret ettim. Bazen kültürel ve dinî zenginliklerine bazen olağanüstü doğal güzelliklerine şahit oldum. Bazen de tarihi kovaladım. Moğolistan’dan ayrılmadan ziyaret ettiğim son duraklardan biriydi Tonyukuk Anıtları. 

  Anıtları ziyaretim tam anlamıyla eski bir dostla yeniden kavuşmak gibiydi. Tarih kitaplarında gördüğüm, hep orada kalacağını düşündüğüm bir dost… Soğuk bir Moğolistan şubatında selamlaştık. Karlarla kaplı koca bir düzlükte, ayakta, dimdik, tek başına… Demiştim ya; yazmak, bir var olma ve kalma eylemidir. Karşımdaydı ve taş diliyle konuşuyordu. Tonyukuk’u duydum ben satır satır, harf harf. Altımda beyaz örtü, üstümde mavi gökyüzü, bir süre kaldım orada. Bir taş dikerek kalamasam da fotoğrafla kalmak için fotoğraflarını çektim. Birlikte de fotoğraflarımız oldu elbette. 

Çekim Bilgileri

Camera: Nikon D90

Lens:18-105mm 

Diyafram: f/5.6

Perde Hızı: 1/2000 sec. 

ISO: 320

Odak Uzaklığı: 18mm