Sanki bedenimle beraber
kabuk değiştiriyor ruhum;
sessizce ve bembeyaz
bir elbise giydirmişler,
saç tellerimin üzerine
bir, iki, üç… Saysam da en fazla
yüz deyip uyumuşum.
İşe yaramayınca bıraktım
beyhude saymayı.
Bilirim;
dipsiz denizde günler
dalgalar gibi tükenir,
köpük köpük.
Can tükenmez, Sen dilemeden…
Dilek tutmuştu ya kıyıdaki
masum çocuk;
parmaklarında eriyen beyaz dondurması,
hani gün batımında sakinleyen
denizleri süzen..
Gülerim;
kumdan kaleyi korumaya yetmez
sahiller, dalgıçlar derine inmeden.
Ruh, nasıl dayanır içten gelen
boğuk çatırdamalara?
Hangi büyülü sırdı, susmadan konuşan
lacivert yolculuk…
Söyleyin bana!
Sessizlik!
Rüzgârlar âşıkları fısıldadı gece,
isim cisim vermeden…
Ve kımıldadı yıldızların ışığı, öylece
gün tenime değmeden.
Artık biliyorum;
neden susar kâinat,
duymak isteyince adını…
Başka türlü işitmez kulaklarım,
bir açılıp bir kapanan kalbimin
ruhuma konan
ipekten kanatlarını…
