Ey günlere iftihar, gözlerinin hüzmesi,

Her gönle hidayet-bahş, bir an bakıp süzmesi!

Ey müncezib halkası nurdan yıldız kümesi,

Kıvılcım bakışınla tutuşturdun güneşi,

Ey nurlara iftihar, gözlerinin hüzmesi!

Bir aşk mayası çaldın, kan teriyle sinenin

Reddolmaz nazın Hak’tan, miftahı hazinenin.

Lisanlar üstü hitap, o sana has inenin,

En pek azim, çırağı sendeki azîmenin,

Bir aşk mayası çaldın kan teriyle sinenin.

İçinde olmadığın, kâra geçmez bir hesap,

İnsanlık şeceresi, sen ki en temiz nesep.

O yüce tevazunla yerle bir oldu asap,

Baş koymuş dergâhına tayfa tayfa her mezhep,

İçinde olmadığın kâra geçmez bir hesap.

Sert fıtrat duvarları karşında geldi dize,

Gür sedanın önünde tüm sesler indi tize.

Pervane etrafında evrende her hadise,

Heybetin kimine üns, kimine afat ise

Sert fıtrat duvarları karşında geldi dize.

Ruh üfle sahramıza, bulaştı saf aşka kir,

Taş kalpli devre çattık, nefsani keyfi çakır.

Bedesten kapısında sökük urbalı fakir,

Kâh düşe kalka ömür kâh da ölümcül sekir,

Ruh üfle sahramıza, bulaştı saf aşka kir.

N’olur al civarına, setr’olsun kusurlarım,

Vurdu mafiha derdi, bak döküldü surlarım!

O kutsal derde dair yeşersin huzurlarım,

Bu hüsnüzan nehriyle umudumu sularım,

N’olur al civarına setr’olsun kusurlarım!

Gel otağ kur gönlüme, gel halaskâr yegâne,

Bir hayat, binbir telaş, her yanı bir hengâme.

Ne şuh bir nefse düştüm, can evime mengene,

Şekâvet ehliysem de merhamet et sen yine,

Gel otağ kur gönlüme, gel halaskâr yegâne.

Bana da düşse bahşiş, “harisun aleyküm”den,

N’olur kurtulsam artık, şu hacalet yükümden!

“O da bizdendir.” sözü, payıma büyük günden,

Bir bayram ki ne kutlu, ne kutlu bin düğünden!

Bana da düşse bahşiş “harisun aleyküm”den.