Elif ALTINTAŞ

Atlas Okyanusu

gri gözlü tekerlekle oynadıkça

at üstünde çocuk

gülmez, ağlamaz

öylece balık tutulması yaşar

Cudi Dağı’nda ikinci Adem

 selamla

patlatsa deklanşörü

tortulu hamlelerin düdüğü çalar

saymakla bitmeyen

bakır suratlar,  peş peşe nem

sis doluşmuş  bereket

başım kafeinli üzengi kemik

mevsimsiz   yük tepesi zamanın

obsküresinde

kussun heykeltıraş!

dev kalıplı altından cüceleri

topu kime versem taç

soğuk tutuşturur  viyolonsel  alevi

saçlarımdan toprağa buğday

berbat sarışın günler tesbihlerim

şimşek çaksa gök gürlese

dolu dişlerime karanfil

 yağmur, kar, fırtına

ilmeklenirken  otağ

daha daha kılıflan rüyam 

çöllerde şelale, gök  kuşağı

pamuk helvalar dağıt

üşüdükçe

güneşin göç izlerini sula

parametresi eğilir bedelli ruhun

halkasız kutuplarına

açılır gözlerin istenmeyen renkleri

ört üstünü sıkıca

yırtık kaşmir

 prenseste donsa

kükremesi Beyrut’ta

bir pelikan tüy bırakır

kuruturken ıslak ayaklarını

ters ışığa düşman

pat çat yumruk yumruğa

kulağım nötr arılar kümesi

bakımsız  labirent

kara kutu nebula

uzatması olmayan seferi

büyüdür

gölgeler eşdeğer ağırlıkta

ince kumaş

sığınakta şakayık perili

safirden ön izleme

dokunmak için kırmızılara

yeşillere bürünse

penceresiz evler

ölüm

irisinde kemikleşen plato 

dağınık tül

kördür merkezkaça

ürkersin

bakışları kar kürür

tellerin  müziğin karoları

ısınsın  neyzen nefesinde

saklı kemankeş

çukurların  gölgesi

ilk dördün 

gel-git   sefası

alaşan boyutlar

kokusuz mecburiyet

kirpiğinden

bir ton daha

banar laciverte