Mostar’ı birçok insan duymuş veya görmüştür. O, Hersek’in başşehridir. Adının manası most-ar yani “köprü-cü”dür. Mimar Hayruddin’in şaheseri Mostar Köprüsü veya kentte bilinen adıyla Stari čuprija (Eski Köprü) bu cennet güzeli şehre adını vermiştir. Bu efsunlu şehir (eski ismiyle Köprühisar) daha birçok güzellik barındırır arayana. Bunlardan birisi de ayakta elinde ibriğiyle duran bir Boşnak kızının heykelidir. Eski köprüden birkaç yüz metre ileride yol kenarında karşılar geleni geçeni. Asfalt yolun bağlandığı betonarme köprünün hemen başındadır. Dikkatli bakmayınca etrafındaki zakkumlardan görülmez. Bu heykel güzelliğiyle dillere destan Emina’ya aittir. Emina’yı bu kadar meşhur eden ve heykelini diktiren ise Šantić’tir. Aşık Veysel’in;

“Güzelliğin beş par’etmez

Bu bendeki aşk olmasa” dediği gibi güzeli güzel eden âşığı değil midir?

Emina bu konuda tek örnek de değildir. Akıncıların türküsünde, âşıkların koşmasında ve divan şairlerinin beyitlerinde Rumeli dilberlerinin güzelliklerine dair alttaki örneklerde olduğu gibi mebzul miktarda şiir günümüze kadar gelmiştir.

“Bir yere cem’ idelüm Rûmili dilberlerini

Mest-i lâ-ya’kıl olalum yakalar çâk idelüm”       İshâk Mer. 3/7

“Eğerçi Rûmili’dür bu güzeller bî-nihâyetdür

Bana hep cümlesinden yeğ gelür hüsnün temâşâsı”       Ravzî G 633/3-5

“Derûnı zeyn olmış hûblar ile

Perî-peyker güzel mahbûblar ile

Virüp âşıklara hâlet güzeller

Dinilür şi’r ü okınur gazeller”       Usûlî Mes. 5/23-30

“Elbette saçı küfrine îmân getürürsin

Ey Hayreti şol dilber-i tersâyı seversen”       Hayreti G 271/222

Osmanlıda Balkanlar neredeyse yarı yarıya Müslim-gayrimüslim halkın yaşadığı bir coğrafya olduğundan epeyce Müslüman erkekle Hristiyan kadın evlilikleri vaki olmuştur. Bu evlilik ve aşklardan bir kısmının edebiyata yansıması da gayet tabiidir. Osmanlıdaki iki farklı dine mensup âşıklara ait evlilik ve gönlün ferman dinlememesi hikâyelerine sonraki dönemde de epeyce rastlanmıştır. Gelin, bunlardan biri olan Šantić ile Emina hikâyesine yakından tanıklık edelim.

Genç yaşta vefat eden Mostarlı ve önemli bir şairdir Šantić. Šantić, vatanseverliği kadar Bosna sevdalinkalarının büyük etkisi altında yazdığı aşk şiirleriyle de tanınır. Bu şiirlerin en ünlüsü hiç şüphesiz şairin karşılıksız aşkını anlatan “Emina” türküsüdür. Şiir 6+6 hece ölçüsüyle yazılmıştır. Toplamda beş kıtadır. Dört mısralık kıtalar kafiye bakımından ikişer beyit gibi tanzim edilmiştir. Şiir manasının derinliği kadar şeklen de (bazı imaleler sayılmazsa) kusursuzdur.

Sinoć kad se vraćah iz topla hamama,

prođoh pokraj bašče staroga imama.

Kad tamo u bašči, u hladu jasmina

s ibrikom u ruci stajaše Emina.

Dünkü akşam sıcak hamamdan dönerken

Yaşlı imam bahçes’ yanından geçerken

Ne görem tam bahçede, yas’min zıllinde

İbriğiyle duruyor Emina elde.

Mostar’da bir Ortodoks Hristiyan genç/şair hamamdan dönmektedir. Dönüş yolunda sokaktan geçerken iç avlunun bahçesinde elinde ibriğiyle Müslüman Emina’yı görür. Emina; belki onun Müslüman olmadığı, namahrem olduğu, kendisine uygun görmediği veya evli/nişanlı/sözlü olduğu için yüzünü çevirip ona bakmamıştır.

Ja kakva je pusta! Tako mi imana,

stid je ne bi bilo da je kod sultana.

Pa još kada šeće i plećima kreće,

ni hodžin mi zapis više pomoć’ neće!

Bu nasıl dilbermiş! İmanım’ yeminle

Yüzü kara çıkmaz olsa şah indinde

Reftare gezip omuzların silkerken

Hoca muska yazsa ne, faydasız zaten

Emina o kadar güzeldir ki sultanların saraylarına layıktır. Hocalar muskalar yazsa da insanlar o güzelliğe vurulmaktan kendini alamazlar.

Ja joj nazvah selam. Al’ moga mi dina,

ne šće ni da čuje lijepa Emina,

već u srebrn ibrik zahvatila vode,

pa niz bašču đule zaljevati ode.

Dinime ant olsun! Verdim selam ona

Ne duydu ne gördü ben’ güzel Emina

Gümüşten ibriğine doldurdu suyu

Gitti bahçede vermeye güller’ suyu

Bu vaziyette şair Emina’nın güzelliğine vurulmasına rağmen selamına bile cevap alamamıştır. Bildiği tek şey bu Müslüman kızın ne yapsa da kendisine yüz vermeyeceğidir.

S grana vjetar puhnu, pa niz pleći puste

rasplete joj njene pletenice guste.

Zamirisa kosa, k’o zumbuli plavi,

a meni se krenu bururet u glavi!

Omuzlarından aşağ’ daldan yel esti

Sıkı örgülerin’ onun çözd’ dağıttı

Saçının gök sümbül kokusun’ üfledi

Ya donakaldım, aklım başımdan gitti

Emina’nın sadece saçlarını rüzgârın dağıtması bile şairin aklını başından almıştır.

Malo ne posrnuh, mojega mi dina,

al’ meni ne dođe lijepa Emina.

Samo me je jednom pogledala mrko,

niti haje, alčak, što za njome crko’!

Yoldan çıkmay’ ramak kaldı, yemin dinime

Ne çare ki ban’ varmaz dilber Emina

Çatık kaşlarla tek bir kerecik baktı

Alçağın ben yolun’ ölürken umrund’ mı      (Ter.: Doğan Yücel & Sead İbrić)

Emina şaire bir kerecik çatık kaşlarla bakmıştır. Emina galiba mensubu olduğu inanç, örf ve âdetler bakımından böyle bir meseleye sıcak bakmamıştır. Şair, Emina’ya vurgunluğunu kendisine sözle değil sonrasında şiiriyle bütün herkese ilan etmiştir. Emina’nın şaire esirgediği bir tebessüm yüz yıldır söylenen harika bir şiire ilham vermiştir. Kim bilir belki de teşekkür etmeliyiz Emina’ya.

Peki Mostar’ın ünlü güzeli Emina kimdi? Emina, gerçek hayatta yaşamış birisidir. Şiir belki de bu yüzden Balkanlarda sevgisini dile getiremeyen âşıkların ortak ifadesi olmuştur. 

Šantić’in kız kardeşi ve eniştesi, İmam Sefić’in evinin yakınında yaşıyordu. Alexa, ablasını ziyarete gidiyordu ara sıra. Böylece bir akşam avlu kapısının aralığından imamın kızını görmüştü. Zaten o sırada imamın kızının hikâyeleri çarşıda dolaşıyordu. Gençler, Sefić’in kızının bir kadın değil, “gökten inen bir huri” olduğunu dilden dile yayıyorlardı. 

Ara sokaklarda ve mahalle aralarında Hafız’ın güzeller güzeli sarışın kızının saçlarının, yanaklarının, ince belinin, inci dişlerinin… hikâyesi dolaşıyordu. İşte 1903’ün o büyülü gecesinde sevdalinkaların en güzel örneklerinden biri böyle yazılmıştır. Šantić’in evinin reisi, küçük kardeşinin İmam Sefic’in kızı üzerine şiir yazarak fena hâlde ortalığı karıştırdığını düşünüyordu. Genç şairin bu hareketinin, müşterilerinin dükkanından alışverişi kesmelerine yol açacağını hatta Šantićlerin neredeyse Mostar’dan kaçmak zorunda bile kalacaklarından endişeliydi. Ancak, İmam Salih Sefić, Šantić’in dükkânının müşterisi olarak kaldı. Mostar halkı, “yeryüzündeki huri” hakkında söylenen türküye itiraz etmedi. Üstelik Hersek şehrinin sokaklarında yayıldıkça yayılmaya devam etti.

Emina 16 yaşındayken aynı derecede yakışıklı Avdag Koluder ile evlenmiş ve ondan on dört çocuğu olmuştur. Çocuklarına söylediği gibi, Aleksa Šantić ile hayatında hiç konuşmamıştır. Ancak hayatının sonuna kadar da onu cilalı pabuçları ve ince ütülü pantolonuna vurulmayacak kız olmadığı şekliyle unutmamıştır.

Emina Koluder 1967 yılında vefat etmiştir. Rivayete göre, ünlü Bosnalı sevdalinka türkücüsü Himzo Polovina, Emina’nın vefat ettiğini duyunca türküleri sözlü olarak okumasıyla tanınan Donja Mahala’dan Sevda Katica’nın yanına gitmiş ve sevdalinkanın Emina ile ilgili son kıtası da böylece ortaya çıkmıştır.

Umro stari pjesnik, umrla Emina,

Ostala je pusta bašča od jasmina,

Salomljen je ibrik, uvelo je cvijeće,

Pjesma o Emini nikad umrijet neće…

Öldü eski şair, ayrıldı Emina,

Bir yasemin bahçe bıraktı arkada,

İbriği kırıktır, çiçekleri yaslı,

Silinmez dillerden Emina şarkısı

Kaynaklar

(sevdalinka.info, 2022). https://sevdalinka.info/emina-sefic-ljepotica-iz-najpoznatije-pjesme-alekse-santica/

(Bosna Patriot-Tube, 2013 February 12). https://www.youtube.com/watch?v=bJwImCvh_BU