Will Smith’in komedyen Chris Rock’a ödül töreninde attığı tokatla bir kez daha dünyanın gündemine oturan Oscar ödülleri, dünyanın ismi en fazla duyulup bilinen ödülü ve sinemanın zirve noktasıdır. Bu konuda Nobel, popülerlik açısından ona ancak bir ölçüde rakip olabilir. Akademinin kütüphanecisi Margaret Herrick, altın renkli erkek heykelini Oscar Amca’sına benzetene kadar ismi “Akademi Liyakat Ödülü” iken 1939’da Oscar, resmî isim olarak kabul edilir.

Bugün de hâlen dünyanın en büyük film yapımcılarından olan MGM stüdyolarının 1927’de sahibi olan Louis B. Mayer’in, daha sonra kısaca “Akademi” olarak bilinecek olan Kaliforniya merkezli “Sinema Sanatları ve Bilimler Akademisi”ni kurmasından iki yıl sonra yani 1929’da ilk Oscarlar da dağıtılmaya başlanır.

5 dolarlık biletlerle girilen ilk Oscar töreninde bugünden farklı olarak 15 dalda ödül verilir. Yapılan oylama sonucu ilk Oscar’ı aslında Rin Tin Tin rolüyle bir köpek kazanır ama daha sonra Akademi tarafından bu durum garip bulunarak ödül, oylamada ikinci olan Emil Jannings’e verilir. Emil Jannings bu ödülü iki ayrı sessiz filmde gösterdiği performansla kazanır. Alman asıllı olan Jannings, daha sonra Nazilerin bazı propaganda filmlerinde de rol alır ve 2. Dünya Savaşı yıllarında bu sebepten Hollywood’dan dışlanınca Almanya’ya döner. Savaş sonunda Almanlar yenilip müttefik kuvvetler Berlin’e girince Jannings, her yerde elinde tuttuğu Oscar heykeliyle gezer ve Amerika’ya bağlılığını bu şekilde göstererek canını kurtarır.

Oscar’ı Nobel’le kıyaslamışken G. Bernard Shaw’ı da anmadan geçmek olmaz. Shaw tarihte hem Oscar hem de Nobel kazanan tek isimdir. 1925’te Nobel kazanan Shaw, Pygmalion adlı tiyatro oyununu film senaryosuna uyarlayarak bir de Oscar kazanır ve tarihe geçer.

Aslında Oscar heykelcikleri eskiden günümüzdeki gibi standart da değildir, kişiye özel tasarlananları bile vardır. 1930-1950 yılları arasında ödülü kazanan çocuk oyunculara minyatür replikalar verilirken vantrilok Edgar Bergen’e ağzı hareket eden ahşap bir Oscar verilmiştir. Bugüne kadar bütün dallarda toplam 26 Oscar kazanarak kırılması imkânsız bir rekor sahibi olan Walt Disney’e ise “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” filmiyle kazandığı ödül için biri standart boyutta olmak üzere yedi de minyatür heykelcik verilmiştir. 2. Dünya Savaşı yıllarında ise ekonomik sıkıntılardan dolayı altın kaplama heykeller yerine plaster kullanılır.

Neredeyse yüz yıllık bir tarihe sahip olan Oscar ödülleri, elbette sıra dışı pek çok olaya da tanıklık eder. 1938 yılında “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” Oscar’ını kazanan Alice Brady, hasta olduğu için törene katılamaz. Törende ismi okununca bir adam gelir ve ödülü alıp götürür. İşin garibi adamı tanıyan kimse yoktur ve adam bir daha ortaya çıkmaz, ödül ise hâlâ kayıptır.

Irkçılığın yoğun olarak yaşandığı Amerika’da, 1940 yılında, Hattie McDaniel “Rüzgâr Gibi Geçti” filmindeki performansıyla Oscar kazanan Afrika kökenli ilk kadın olur. O dönemde yürürlükte olan ırkçılık yasaları nedeniyle önce törene katılmasına izin verilmeyen oyuncu, daha sonra özel izinle ödülünü almaya gidebilir. Ne yazık ki töreni arkadaşlarından uzakta ve bir başına oturduğu masada izler, filmin Atlanta galasına katılmasına ise izin verilmez.

88. Oscar törenlerinde ise tüm adayların beyaz olmasından dolayı ciddi ırkçılık tartışmaları yaşanır ve tören pek çok oyuncu tarafından protesto edilir. Protesto demişken elbette Marlon Brando bu konuda tarihe geçen başka bir isim olarak anılmaya değer. 1973’te “Baba” filmiyle Oscar kazanan ünlü oyuncu, Kızılderililere yapılan katliam yüzünden ödülü almayı reddeder ve yerine konuşma yapması için Kızılderili bir aktivist gönderir. Brando’nun bu tutumu salondaki seyircilerin bir kısmı tarafından alkışlanırken diğer bir kısmı tarafından ise yuhalanır. Kimsenin almadığı ödülü ise James Bond rolüyle ün yapmış olan programın sunucusu Roger Moore evine götürür.

Komünist olduğu gerekçesiyle ismi yasaklı senaristler arasında bulunan Dalton Trumbo, müstear isimle yazdığı “Roma Tatili” filmiyle Oscar kazanmasına rağmen ölümünden ancak 16 yıl sonra itibarı iade edilir ve hak ettiği ödül 1993’te eşine verilir. Trumbo yerine zamanında ödülü alan senarist yardımcısı Ian McLean Hunter’ın oğlu ise ödülü Akademi’ye iade etmeyi reddedince aynı ödül iki defa verilmiş olur.

Ünlü komedyen Charlie Chaplin de Oscar’ın mağdurlarından biridir. Aynı Trumbo gibi o da komünist olduğu gerekçesiyle baskı görünce Amerika’yı terk edip İngiltere’de yaşamaya başlar. 1952’de gösterime giren Limelight filmi ancak 1972’de Los Angeles’ta oynatılır ve 20 yıl sonra aday gösterilerek Oscar kazanır. Chaplin, bu ödül sebebiyle yıllar sonra ülkesine dönebilmiştir.

Haçlı seferlerinde elinde kılıç tutan bir şövalyeden esinlenerek tasarlanan Oscar heykeli, 2000 yılında büyük bir hırsızlığa da sebep olur. Tören öncesi 55 heykel çalınır. Heykellerin 52’si yakınlardaki bir çöp kutusunda bulunurken daha sonra biri Miami’de bir uyuşturucu baskınında ele geçirilir, kalan ikisi ise hâlâ kayıptır.

Oscar ödüllerinin en başarılı oyuncu ve filmlerine gelecek olursak 1974’te 10 yaşında heykele uzanan en genç aktör Tatum O’Neal olur. Katharine Hepburn 4 kez ödülü alarak tarihe geçer. 20 kez aday gösterilip 3 kez kazanan Meryl Streep ise en başarılı aktrislerden biridir. Daniel Day-Lewis 3 kez kazanan ilk erkek, James Dean ise öldükten sonra 2 kere Oscar’a aday gösterilen tek oyuncudur.

1991 yapımı Kuzuların Sessizliği filminde sadece 17 dakika görünmesine rağmen Anthony Hopkins Oscar’ı kazanırken 1976’da Beatrice Straight sadece 5 dakika 40 saniyelik performansıyla Oscar kazanan başka bir isim olur. John Mills bir dilsizi canlandırdığı rolle film boyunca tek kelime konuşmadan 1971’de Oscar alırken törende konuşma yapmayıp seyirciyi selamlayarak tarihe geçer.

Yüzüklerin Efendisi “Kralın Dönüşü”, 2003 yılında aday olduğu 11 dalda da Oscar kazanarak ulaşılması zor bir rekor kırar. 14 dalda aday olup 1998’de 11 Oscar kazanan Titanik ise Ben-Hur ve Yüzüklerin Efendisi’yle beraber bu alanda rekora ortak olur. Gangs of New York ise 2013 yılında 10 dalda aday olmasına rağmen hiçbir ödül kazanamayarak Oscar tarihinin en büyük hayal kırıklığını yaşar.

2017’de ise ödülü kazandığı açıklanan La La Land, sunucuya verilen zarfların karıştığı anlaşılınca asıl kazanan Moonlight’a ödülü vermek zorunda kalır. Yaşanan bu karışıklık ise Oscar tarihinde bir ilktir.

Günümüzde 200’den fazla ülkede canlı yayınlanan Oscar törenlerinde verilen heykelciklerin kazanan oyuncular tarafından satılması yasaktır. Maddi değeri 300 dolar civarında olan heykelcikleri, oyuncular ancak 1 dolar karşılığında ve sadece Akademi’ye satabilirler. 9000’e yakın üyenin kullandığı oylarla belirlenen kazananların elbette heykelciklerini satmaları düşünülmese de Akademi böyle bir kural koymaktan kaçınmamıştır.

Bu yıl olduğu gibi neredeyse her yıl yeni tartışmaları da beraberinde getiren Oscar Amca’nın ileride başka hangi ilginçliklere sebep olacağını bilmesek de sinemaseverler olarak bu ödüllerin değerini takdir ediyor ve bir gün Nobel gibi Oscar’a da uzanan bir Türk’ü de izlemeyi hayal etmeye devam ediyoruz.

Kaynaklar

filmsite.org

historyextra.com